Patron mu? Lider mi?

Bennis, aynı eserinde, gerçek bir liderin en önemli karakteristik özelliklerini şöyle sıralamıştır:

  • Dikkati yönetebilme
  • Anlamı yönetebilme
  • Güveni yönetebilme
  • Kendini yönetebilme

Peki, bize bu kavramlar ne ifade ediyor?

Genel anlamda hem iş hem de özel hayatımızda insanlar lider olmaktan ziyade patron olmayı yeğliyor.  İş hayatında çalışanlarına ilham kaynağı olacak, yapılan işin bir manası olduğuna inandıracak ve yapılan işten zevk alınması konusunda motive edebilecek liderler yok denecek kadar az.  Buna karşılık stres ve baskı altında iş yaptırmaya çalışan ve emirler yağdıran patronların sayısı oldukça fazla.  Ev yaşantımızda da benzerlik söz konusu, kadın ya da erkek hangisi o anda kendini güçlü hissederse, o kişi, karşı tarafa baskı yaparak sözünü geçirtme çabasında.  Başka bir deyişle, bireyler, hangi ortamda olursa olsun, fikirlerini zorla kabul ettirmek, çatışma ve çekişme ortamında karar almak zorunda kalıyorlar.  Bu açıdan birey olarak liderlik vasıflarımızı geliştirmenin yolu, zorlayarak değil, esin kaynağı olarak kendi fikirlerimizi ortaya koymaktır.  Bu kural her ortamda geçerlidir.  Çalışanlarınızın, eşinizin ya da arkadaşınızın size duymak istedikleri güveni uyandırdığınız sürece gerçek bir lider olma yolunda ilerliyorsunuz demektir.  Sağlamasını yapmak isterseniz, doğal olarak sizi takip eden, size ve kararlarınıza güvenen insanların sayısının ne kadar arttığına bakınız.

Tekrar Bennis’in liderlik üzerine belirlediği dört karakteristik özelliğe geri dönelim.  Dikkati yönetebilme, başka bir değişle dikkatleri kendine çekebilme yetisine sahip insanların en önemli becerisi kendi hedeflerine gösterdikleri inanç ve sadakattir.  Bu insanlar, belirledikleri hedefleri karşı tarafa zorluk çekmeden, herkesin anlayacağı bir şekilde, net yöntemler ve sonuçlar dâhilinde aktarabilmektedirler.

Anlamı yönetebilen kişiler hayallerini diğer insanlara görünür hale getirebilir ve bu hayalleri gerçekleştirmek için kendisine destek sağlar.  Bunu yapabilmek için hayallere anlam yükleyebilme ve bunu karşı tarafa net bir şekilde anlatabilme becerisi gerekir.  Yapılan araştırmalara göre insanlar, kelimelerden ziyade zihinsel görüntülere ve modellere daha çok yanıt veriyorlar.  O halde etkin bir lider olmak istiyorsak, insanlara anlam ifade edecek modeller ve örnekler arayıcılığıyla iletişim kurmaya çalışmalıyız.  Bir fabrikada paket yapan işçisine yaptığı işin anlamını aktaramayan yönetici, lider olma adına hiçbir şey yapmıyor demektir.

Güveni yönetebilen insan, karşısındakine tutarlı davranabilmeyi başarabilmiş insandır.  Bu sayede güven ile birlikte doğal olarak karşı tarafın size ve hayallerinize, hedeflerinize olan inancı da kazanılmıştır.

Kendini yönetebilme, etkin bir lider olmanın belki de en önemli özelliğidir.  Zira bu beceri olmadan, kişi ne dikkatleri üzerine çekebilir, ne hayallerine anlam kazandırabilir ne de tutarlı davranarak karşı tarafın güvenini kazanabilir.

Bana göre, Bennis’in seçtiği bu dört karakteristik özellik, günümüz insanının en çok geliştirmesi gereken becerilerdir.  İçinde yaşadığımız bu dünya sürekli kendimizi geliştirmeyi ve anlamayı gerektirmektedir.  Bilgi çağında yaşadığımız ve hızla gelişen bir ülke olduğumuz için özel ve iş hayatımızda sürekli değişim kaçınılmazdır.  Eğer biz kendimizi yönetemezsek, etrafında ne olduğunu anlayamayan bir yaprak gibi savrularak, kaybolup gideriz.  Özellikle ülkemizin yüksek genç nüfusu ve iş gücünü göz önüne alacak olursak, kendimize olan sorumluluğumuzun ne kadar önemli olduğunu görebiliriz.  Önce kendimizi yetiştirelim, hem evde hem işte etkin ve lider birer insan olmayı öğrenelim ki, bunu çocuklarımıza da aktarabilelim, onlara örnek olabilelim.  Kendi mutluluğunun ve hayatının sorumluluğunu üzerine alabilen, sağlıklı ve başarılı gençler yetiştirebilelim.

Bahar Mouland